13.1.11

@
http://gaykedi.blogspot.com/2007/04/hz.html
(buraya yazmışım)

Merhaba,
Konuyu hafifletmişsiniz, tansiyonu yüksek bir tartışma konusu için pozitif olmuş diyebilirim.

Fikrimi belirtmeden gitmeyeyim.

Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanlar yüzünden din'de alimler çoğalmış. Başörtüsü Azhap ve Nur surelerinde emrediliyor. Bir müslüman için burada tartışma bitiyor. Müslümanlar Allah'ın ayetlerinden işlerine gelmeyeni reddetmezler.

Müslüman olmayanlar ise bu konuda fikir belirtmesinler. Zira bu toplumu değil vicdanları ilgilendiren bir konudur. Benim sizin isteğinize göre yaşam dinimi inkar anlamına gelir. Ben Allah'ın istediği şekilde yaşamaya gayret ediyorum. Siz bunun sınırlarını çizdiğinizde despot oluyorsunuz. dincilerle de aranızda bir fark kalmıyor, siz laikliğe tapıyorsunuz ve değişmez kurallarınız var onlar da Allah'a ve değişmez kuralları var.. işte temelde bir fark yok, işleyiş aynı.

Siz onları eleştirirsiniz onlar da sizi, bu böyle sürüp gider, ama asla birbirinize saygı duymazsınız.

Başörtüsüne karşı olup da müslüman olmak bir ironidir. Bu tıpkı sudan hoşlanmayan bir balık gibidir. Sadece din bilmemenin getirdiği bir cehalet ve İNAT.. ama inatlaştığınıza dikkat edin, emri uygulayana değil o emri koyanla inatlaşıyorsunuz yani Ahzap ve Nur surelerinin sahibi ile.. Derdinizi de ona anlatın, bu emre uyanlara değil.

Hem az kaldı, çok değil bir kaç sene sonra sizi yanına alacak, itiraz dilekçelerinizi orada verirsiniz :) Şimdi lütfen bizi rahatsız etmeyin de birkaç sene inandığımız gibi yaşayıp ölelim.

saygılar sevgiler

sunusy


@
...devamla

Sunusy dedi ki...
Yorumcu Bey'e katılıyorum.
Konu hakkında kaynak istenirken, mevzu bahis din ile alakası olmayan bir zaman dilindeki bir ritüeli ortaya atmak kaynak göstermek demek değildir.

Kaynak göster dediğimiz zaman memleketinizin şirin bir köyündeki bir su kuyusunu göstermeniz ne kadar enteresan bir espri anlayışı ise, muazzez ilmiye çığ'ı İslam dinine referans göstermek de bir o kadar ironiktir.

ana baba dini olarak islamı benimsememiş biri olarak bunu algılayabiliyorum. sizden de algılayabiliyor olmanızı beklemem yanlış olmamalıydı.

Beyler bayanlar, bir dinin 1400 ıldır uygulanan bir kaidesini tartışırken biraz daha ciddiyet lütfen. Yukarıdakilerden bir yorumcu "olmayan cennet" tabirini kullanmış. Şu halde biz bu konuyu müslüman olmayanlarla da tartışıyoruz gibime geliyor ki, herkes kendi dinini bilsin ve tartsın, bilmediği hakkında derin yorumlar yapmakla kırıcı olmaktan kaçınsın.
Etnosentrik olmazsanız beni nasıl anlayacaksınız?

Hem dinimi bilmiyorsunuz, hem de yargılıyorsunuz. Bu bir tezat değil mi? Tartıştığınız argümanı önce bilmeniz gerekmez mi?
Peki nerde kaldı bilmek istemediğiniz bir konuda edep edip susmak?

Sorular çoğaltılabilir.
sevgi ve saygılar
sunusy

2:00 PM
Sunusy dedi ki...
Sayın zihni Bey,
Arkadaşların kafasını bunlarla karıştırmanıza gerek yoktu, kısaca Tevbe suresini okuyun deseniz yeterdi, gerekli sertlik ve tehdit orada var!

Bu sure (Rahman ve Rahim adlarının oluşturacağı merhamet duygusunun bir sınırının olduğunu göstermek için) besmelesiz yazılır ve okunur. Bu surenin sahibi olan Allah'ın Muntakim diye bir ismi vardır (intikam alıcı). Bu da İslam'ın dünyaya şirinlik yaymaya gelmediğini, İslamın bir sevgi kelebeği olmadığını, realitenin bir gün bütün çıplaklığıyla karşımıza dikileceğini gösteriyor.

Allah cehennemin sahibidir. Allah lut kavmine, sodom'a, medyen halkına, ad kavmine bela gönderendir. üzgünüzdür belki ama bu böyledir.

(yahudilerle değil ama)Hıristiyanlarla aramızdaki fark onlara cihat ayetlerinin gelmemiş olması idi. İkinci önemli fark da (iseviliğin değiştirilmesi sonucu) budur: Allah yarattığı kullarını sonsuz ve elemli bir azapla tehdit ediyor.

Bunun için başvurmamız gereken insan hakları mahkemesi öte tarafta olur mu bilmem ama, çok birşey yapabilecekmişiz gibi görünmüyor.

Yani durum ümitsiz, üstad.
Biz Kur'an'ı kabul etsek de etmesek de bu mukaddes ve açık gerçek değişmeyecek.

Hani bir ayette özetle diyor ya: "Ey resulum deki sizin duanız ve ibadetleriniz olmasa rabbim size neden bir kıymet versin" diye, işte durum bu kadar basit aslında, ama biz nedense zorlaştırıyoruz, bu da insanoğlunun rakip tanımadan zafer kazanma hırsı ve inadından kaynaklanıyor herhalde, nefsimiz kendinden daha büyüğünü kabul edip teslim olmakta zorlanıyor; olabilir.. :)

Sevgi ve saygılar

sunusy
2:19 PM

Hiç yorum yok: