Yeni bir insan geliyor dünyaya.
Eğer rızkı varsa, 1 ay sonra geliyor almaya. Rabbi onun için bir barınak ve konfor oluşturdu, anne ve baba tayin etti.
Babası olarak bu fakir seçilmiş, annesi olarak da sevgili hanımım..
1 ay sonra tanışacağız ama bilmiyorum belki Rabbi ona bizi tanıştırmıştır önceden: "Rızkını şu kullarımın aracılığıyla yolladım, endişeden uzak ye iç" diyerek.
Sırası gelmiş, yine bir ruh daha beden buluyor..
Kalu Bela'da aynı anda yaratılmış olan akranlarız, bedeni bilmem kaç milyarlık elementlerden oluşuyor, aynı yaştayız ruhen ve aynı yaştayız evrenle maddeten ama bizler eskiyiz bebek yeni..
Biz annesi ve babası olarak tayin edilmişiz, o çocuk.
Rabbi, bu eksi kulunun yeni bedenini yarattıktan sonra bir aşk ilham etti bizim kalbimize..
Daha doğmadan sevdik yavrumuzu..
"Bu sevgiyle bakın, besleyin, büyütün emanetimi, canınızdan aziz bilip öyle koruyun" dedi Rabbül alemin.
İşittik ve itaat ettik; bizleri de böyle sevdirip korutmuştu..
"Belli bir zamana kadar ona öğretin, Ben'i ve Habib'imi anlatın ona" diye buyurdu.
***
Lebbeyk, Allahümme lebbeyk..
***
Canımız başımız üstüne;
Emaneti aldık ve kabul ettik, sorumlu tutulmaya talip olduk;
Rezzak ism-i şerifine bir tezahür de biz olmayı diledik..
Ey merhametlilerin en merhametlisi,
Bize, sana dönünceye kadar bu gurbette iyilikler ihsan et.. Ve daha sonra da..
Birbirinden habersiz bu üç ruhu aile yapan kudretinle bizi kolla, gözet ve sırat-ı müstakim'e ilet.
Nefsimizle olan mücadelemizde ruhlarımızı muzaffer kıl.
Şüphesiz ki bizler çok ağır bir yükle yüklendik, Sen'in yardımın olmazsa bu yük bizim mahvımıza bir sebeptir. Haddini aşan kullar olmaktan sana sığınırız.
Sözlerimiz riya ya da yalan değil ve bizlere de yalan söylenmedi..
Mevlamız,
Sen sevilmeye tek layık olansın ve bütün sevgiler sana duyulan tek bir sevgiden ilhamdır.
Bizleri yavrumuza olan sevgimizle imtihan etme..
Bizleri sevgimizle imtihan etme..
Sevgi, senin sevgindir,
Senin mahlukunu sevmendir..
Bizleri kalbimizdeki sevgimizle imtihan etme..
Senin sevmediğini al kalbimizden, bizleri islah etme..
Bizlere nurunla hidayet ver..
Ey merhametlilerin en merhametlisi..
Bizlere ve sevdiklerimize iki cihanda da merhamet et..
AMİN
7.3.09
6.3.09
yalnız yaşar, yalnız ölür..
Hazret-i Osman (r.a.) Ebu Zerr'i sürdü diyorlar..
Ebu Zerr-i Gıfari (r.a.) sürülmüş.. Öyle diyor koca koca tarihçiler, dinciler, akademisyenler..
Muhabbet hangi bilimin konusudur?
Felsefe ya da sosyoloji hatta psikoloji olabilir, ama matematikle izah edilebilen bir muhabet ne kadar sıcak olabilir. Bazı şeylerin ispatı sanki o mantığı yokediyor..
**
Elinde bir devenin kaburga kemiği, 3-5 adamı toz duman içerisinde önüne katmış Gıfar kabilesinin namlı Ebu Zerri..
Hani müslüman olunca geçmişti kafirlerin karşısına da yüzlerine tükürür gibi Kelime-i Şehadet getirmişti. Bayılıncaya kadar dövmüşlerdi kendisini ve bir iki hafta içerisinde kendini toparlayınca topallayarak yine çıkmıştı karşılarına ve haykırmıştı tevhidi, suratlarına çarparak.. Neredeyse ölüyordu bu sefer.. Biri çıkıp "kervanlarınızı Gıfar kabilesinden nasıl koruyacaksınız, kan davası çıkacak" deyince bırakmışlardı Ebu Zerr'i..
Kendini toparlayıp yine çıkmıştı karşılarına ve bu sefer "La ilahe illallah" diye haykırırken, müşrikler birbirlerine mukayet olmaya çalışıyorlardı, dişlerini gıcırdatarak..
İşte o Ebu Zerr..
Dökmüş önüne adamları, elinde bir kemik parçasıyla arkalarından koşarken bir yandan da sesleniyor:
"Rasulullah'ın böyle yaptığını hiç gördünüz mü?, bunu onda gördünüz mü?" ve hışımla sallıyor kemiği..
Süslü mintanları ve cübbeleri ayaklarına dolanan adamlar bağırışıyorlar:
"yapma Ebu Zerr.. Biz haram işlemedik, temiz pak giyinmek ayıp mı?.."
Hayır değil, ama Ebu Zerr şatafattan anlamaz, o Rasulullah'da neyi gördüyse onu sorar, onu ister.. Rasulullah'tan görmediğini kabul etmez, dinine sokmaz, sokana da acımaz..
Rasulullah'ın vefatından sonra bir çok sahabe manen ayrıldılar dünyadan..
"Anam babam canım sana kurban olsun ya Muhammed" diyen ve Nebi'yi evlatlarından bile daha fazla sevenler bu gidişe pek dayanamadılar..
Bilal nasıl gittiyse, öyle gittiler.. sessiz.. ya da Ebu Zerr gibi kırgın..
Bilal efendimizi anmışken..
Hazret-i Bilal'e "kara kadının oğlu" demişti, Bilal'in kalbinin kırıldığını görünce yüzünü yere koydu ve "Vallahi Bilal bu yüze basmadıkça buradan kalkmayacağım" dedi..
Velhasıl..
Halife Hazret-i Osman gitti yanına sakinleştirmek için, adamları kurtardı elinden ve Ebu Zerr'e:
"Bunlar seni anlamazlar Ebu Zerr" dedi.
"sen burda yapamazsın, al başını git Ebu Zerr.."
Gittiği yerde Muaviye'nin yeşil sarayına bakıp:
"Eğer bu Allah'ın malından ise ihanet, senin malından ise israftır" nasihatını verdi emire.
Anlaşılmıyordu Ebu Zerr. İmanı idrakin ötesindeydi. Yine barınamadı..
"Osman beni hicretten sonra yine bedevi yaptı" diye inceden sitem ederken...
Hazret-i Osman bilmez mi?
Peygamber Ebu Zerr'in arkasından tebessüm etmiş ve dememiş miydi?
"Allah Ebu Zerr'e rahmet etsin. Yalnız yürür.. Yalnız ölür.. Yalnız dirilir.."
Çölde öldü.. yanında hanımından başka dostu yoktu.. Hanımı kefenlemeyeceğinden korkarken şöyle söyledi:
"Ağlama! Rasulullah (s.a. v.), bir gün benim de bulunduğum bir mecliste, 'içinizden biri çölde ölür ve yanında müminlerden bir topluluk bulunur' buyurmuştu. O mecliste bulunanların hepsi öldü, tek ben kaldım. Sen yolu gözle, dediğimin doğru olduğunu göreceksin. Ne ben yalan söylüyorum, ne de bana yalan söylendi"
Ve Hacc için oradan geçmekte olan bir kalabalık onu defnetti.
**
Şu iki hadisle bahsi kapayalım:
"Ebû Zerr, İsa bin Meryem gibidir. İsa bin Meryem’in tevazusuna bakmak isteyen Ebû Zerr'e baksın. Zühdü ve ibadeti İsa bin Meryem'e en çok benzeyen Ebû Zerr'dir. Ebû Zerr, yeryüzünde İsa bin Meryem'in yürüyüşüyle yürür. "
"Allah (azze ve celle) bana dört kişiyi sevmemi emretti ve Kendisinin de onları sevdiğini bildirdi: Ali, Ebû Zerr, Mikdad ve Selman. "
Ebu Zerr-i Gıfari (r.a.) sürülmüş.. Öyle diyor koca koca tarihçiler, dinciler, akademisyenler..
Muhabbet hangi bilimin konusudur?
Felsefe ya da sosyoloji hatta psikoloji olabilir, ama matematikle izah edilebilen bir muhabet ne kadar sıcak olabilir. Bazı şeylerin ispatı sanki o mantığı yokediyor..
**
Elinde bir devenin kaburga kemiği, 3-5 adamı toz duman içerisinde önüne katmış Gıfar kabilesinin namlı Ebu Zerri..
Hani müslüman olunca geçmişti kafirlerin karşısına da yüzlerine tükürür gibi Kelime-i Şehadet getirmişti. Bayılıncaya kadar dövmüşlerdi kendisini ve bir iki hafta içerisinde kendini toparlayınca topallayarak yine çıkmıştı karşılarına ve haykırmıştı tevhidi, suratlarına çarparak.. Neredeyse ölüyordu bu sefer.. Biri çıkıp "kervanlarınızı Gıfar kabilesinden nasıl koruyacaksınız, kan davası çıkacak" deyince bırakmışlardı Ebu Zerr'i..
Kendini toparlayıp yine çıkmıştı karşılarına ve bu sefer "La ilahe illallah" diye haykırırken, müşrikler birbirlerine mukayet olmaya çalışıyorlardı, dişlerini gıcırdatarak..
İşte o Ebu Zerr..
Dökmüş önüne adamları, elinde bir kemik parçasıyla arkalarından koşarken bir yandan da sesleniyor:
"Rasulullah'ın böyle yaptığını hiç gördünüz mü?, bunu onda gördünüz mü?" ve hışımla sallıyor kemiği..
Süslü mintanları ve cübbeleri ayaklarına dolanan adamlar bağırışıyorlar:
"yapma Ebu Zerr.. Biz haram işlemedik, temiz pak giyinmek ayıp mı?.."
Hayır değil, ama Ebu Zerr şatafattan anlamaz, o Rasulullah'da neyi gördüyse onu sorar, onu ister.. Rasulullah'tan görmediğini kabul etmez, dinine sokmaz, sokana da acımaz..
Rasulullah'ın vefatından sonra bir çok sahabe manen ayrıldılar dünyadan..
"Anam babam canım sana kurban olsun ya Muhammed" diyen ve Nebi'yi evlatlarından bile daha fazla sevenler bu gidişe pek dayanamadılar..
Bilal nasıl gittiyse, öyle gittiler.. sessiz.. ya da Ebu Zerr gibi kırgın..
Bilal efendimizi anmışken..
Hazret-i Bilal'e "kara kadının oğlu" demişti, Bilal'in kalbinin kırıldığını görünce yüzünü yere koydu ve "Vallahi Bilal bu yüze basmadıkça buradan kalkmayacağım" dedi..
Velhasıl..
Halife Hazret-i Osman gitti yanına sakinleştirmek için, adamları kurtardı elinden ve Ebu Zerr'e:
"Bunlar seni anlamazlar Ebu Zerr" dedi.
"sen burda yapamazsın, al başını git Ebu Zerr.."
Gittiği yerde Muaviye'nin yeşil sarayına bakıp:
"Eğer bu Allah'ın malından ise ihanet, senin malından ise israftır" nasihatını verdi emire.
Anlaşılmıyordu Ebu Zerr. İmanı idrakin ötesindeydi. Yine barınamadı..
"Osman beni hicretten sonra yine bedevi yaptı" diye inceden sitem ederken...
Hazret-i Osman bilmez mi?
Peygamber Ebu Zerr'in arkasından tebessüm etmiş ve dememiş miydi?
"Allah Ebu Zerr'e rahmet etsin. Yalnız yürür.. Yalnız ölür.. Yalnız dirilir.."
Çölde öldü.. yanında hanımından başka dostu yoktu.. Hanımı kefenlemeyeceğinden korkarken şöyle söyledi:
"Ağlama! Rasulullah (s.a. v.), bir gün benim de bulunduğum bir mecliste, 'içinizden biri çölde ölür ve yanında müminlerden bir topluluk bulunur' buyurmuştu. O mecliste bulunanların hepsi öldü, tek ben kaldım. Sen yolu gözle, dediğimin doğru olduğunu göreceksin. Ne ben yalan söylüyorum, ne de bana yalan söylendi"
Ve Hacc için oradan geçmekte olan bir kalabalık onu defnetti.
**
Şu iki hadisle bahsi kapayalım:
"Ebû Zerr, İsa bin Meryem gibidir. İsa bin Meryem’in tevazusuna bakmak isteyen Ebû Zerr'e baksın. Zühdü ve ibadeti İsa bin Meryem'e en çok benzeyen Ebû Zerr'dir. Ebû Zerr, yeryüzünde İsa bin Meryem'in yürüyüşüyle yürür. "
"Allah (azze ve celle) bana dört kişiyi sevmemi emretti ve Kendisinin de onları sevdiğini bildirdi: Ali, Ebû Zerr, Mikdad ve Selman. "
4.3.09
Anti-modernist
Çok fazla alıcısı olan şeyleri satmıyorum..
yokluk, fakirlik, acziyet satıyorum..
alacak mısın?
Bir kalp dolusu aşka sırılsıklam fakirlik satıyorum. İmkanın yeter mi sattıklarımı almaya?
İnsan öleceğini biliyorsa neden oyalanır? Neyin felsefesini yapar ne sebeple.. Hangi buluş faydalı olmuş insanoğluna bugüne kadar?
Elektirik faydalıdır çünkü her tamir elektirikle olur, iyi de her arızanın kaynağı da elektirik değil midir?
Kimya faydalıdır zira ilaç yaparsın, o ilaçlar güçlendirmedi mi mikrobu?
Belki de insanoğlunun en zararlı keşfi şeker olmuştur. Bütün hastalıkların kaynağı..
Ateşi bularak ısındılar ve sonra birbirlerinin evlerini yaktılar..
Maden devrine, tekerin icadına, hatta yazının icadına inanmıyorum.. herşey seni bekliyordu bir kudretle. Yoksa sen başakları taşa sürtüp çıkan tozu kepeğinden ayırıp su ve tuzla ekmek yapmayı akıl edemezdin..
Eğer biz mağara adamı olsaydık, anlardık evreni, tabiatı, Yaratıcı'yı..
Hayır, sanat eserine sanatçı diyenlerden değilim.. Şüphesiz ki sanatçı eserinden başkadır.
Eğer buzdolabımız olmasaydı yiyecek biriktirmez ve 2 sene sonra ekonomimiz resesyona girecek endişesiyle başka ülkelere saldırmazdık.. Eğer ipek olmasaydı zengini fakirden nasıl ayıracaktın? Kaz tüyü yataklarda uyumuş adam, hasırda uyuklayana göre daha mı şanslıdır?
Kime ve neye göre?
Terleyen mi şanslıdır üşüyen mi?
Karnı tok bir adamı hangi sofrada mutlu edebilirsin?
Hararet kaç kilo altınla geçer?
Ya da bir bardak suyun değeri nedir?
Hepimiz kandırıldık, birbirimizi kandırdık, ellerimize ve ceplerimize kağıt parçalarını doldurup "hakkın" dediler. Hakkımız olmayana talip olmağa güdüldük çoğu zaman.
Borsalar kurduk,
sınırlar çizdik,
bayraklar diktik.
Ve hatta marşlar söyledik.
Delirmemek için tut şunun bir ucundan dediler.
Milyarlarca insan yanılıyor olamazmış!
Milyarlarca insan yalan söylüyor..
Güç dediğin, dirençtir. Yalana direnme gücüdür. Farkettiğin acziyette bu var.
Seni yaradanın aşkına,
Eğer biriktirmişsen o aşkı, hissediyorsan içinde.. talipsin sattığıma
Fakirlik, perişanlık, acziyet satıyorum..
O aşkı hisseden acziyetinden başka ne görebilir..
Yer yüzünde 2 devlet ve 2 millet vardır. İyiler zaferin peşinden koşamazlar, zira onlar garip olarak döneceklerdir.
Ve galiptir bu yolda mağlub olan
yokluk, fakirlik, acziyet satıyorum..
alacak mısın?
Bir kalp dolusu aşka sırılsıklam fakirlik satıyorum. İmkanın yeter mi sattıklarımı almaya?
İnsan öleceğini biliyorsa neden oyalanır? Neyin felsefesini yapar ne sebeple.. Hangi buluş faydalı olmuş insanoğluna bugüne kadar?
Elektirik faydalıdır çünkü her tamir elektirikle olur, iyi de her arızanın kaynağı da elektirik değil midir?
Kimya faydalıdır zira ilaç yaparsın, o ilaçlar güçlendirmedi mi mikrobu?
Belki de insanoğlunun en zararlı keşfi şeker olmuştur. Bütün hastalıkların kaynağı..
Ateşi bularak ısındılar ve sonra birbirlerinin evlerini yaktılar..
Maden devrine, tekerin icadına, hatta yazının icadına inanmıyorum.. herşey seni bekliyordu bir kudretle. Yoksa sen başakları taşa sürtüp çıkan tozu kepeğinden ayırıp su ve tuzla ekmek yapmayı akıl edemezdin..
Eğer biz mağara adamı olsaydık, anlardık evreni, tabiatı, Yaratıcı'yı..
Hayır, sanat eserine sanatçı diyenlerden değilim.. Şüphesiz ki sanatçı eserinden başkadır.
Eğer buzdolabımız olmasaydı yiyecek biriktirmez ve 2 sene sonra ekonomimiz resesyona girecek endişesiyle başka ülkelere saldırmazdık.. Eğer ipek olmasaydı zengini fakirden nasıl ayıracaktın? Kaz tüyü yataklarda uyumuş adam, hasırda uyuklayana göre daha mı şanslıdır?
Kime ve neye göre?
Terleyen mi şanslıdır üşüyen mi?
Karnı tok bir adamı hangi sofrada mutlu edebilirsin?
Hararet kaç kilo altınla geçer?
Ya da bir bardak suyun değeri nedir?
Hepimiz kandırıldık, birbirimizi kandırdık, ellerimize ve ceplerimize kağıt parçalarını doldurup "hakkın" dediler. Hakkımız olmayana talip olmağa güdüldük çoğu zaman.
Borsalar kurduk,
sınırlar çizdik,
bayraklar diktik.
Ve hatta marşlar söyledik.
Delirmemek için tut şunun bir ucundan dediler.
Milyarlarca insan yanılıyor olamazmış!
Milyarlarca insan yalan söylüyor..
Güç dediğin, dirençtir. Yalana direnme gücüdür. Farkettiğin acziyette bu var.
Seni yaradanın aşkına,
Eğer biriktirmişsen o aşkı, hissediyorsan içinde.. talipsin sattığıma
Fakirlik, perişanlık, acziyet satıyorum..
O aşkı hisseden acziyetinden başka ne görebilir..
Yer yüzünde 2 devlet ve 2 millet vardır. İyiler zaferin peşinden koşamazlar, zira onlar garip olarak döneceklerdir.
Ve galiptir bu yolda mağlub olan
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)