26.2.09

“Dün dünle gitti cancağızım, Bugün yeni şeyler söylemek lazım.”

Herhalde en çok yanlış anlaşılan velilerimizdendir Mevlana Hazretleri.

Yunus Emre'yi hümanist, Hacı Bektaş-i Veli'yi filozof yapan zihniyet, bu yanlış anlamaya kasten neden oluyor kanaatindeyim.

"Gel, ne olursan ol, yine gel"
En popüler mottosu bu olmalı ve en çok sömürüleni. Rücu etme manasındaki "Dön" kelimesini "Gel" diye tercüme edince böyle oluyor demek ki..

Kim gelir?
Ayağı olan olmayan, ilerleyebilen, hareket edebilen herkes

Kim döner?
Bir zamanlar beraber olunan
Tadını bilen

Ya da topaç!

"Gel, ne olursan ol yine gel", kokunla gel, burayı da kokut! demek midir?

Dön,
Bu ayrılık sana ibret olsun..

Dön,
Bu pişmanlık sana hidayet olsun..

Dön,
Aslına dön, değiş, idrake er..

Dön,
Kurtulanlardan yahut kurtulmayı umanlardan ol, safını belli et..

Bilinsin, idrakinde olunsun:
Hz. Mevlana Mevla'dan daha merhametli değildir..
Ve şüphesiz ki Allah Azze ve Celle kullarının aksine "zalim" değildir..

Her tefekkür yeni şeyler söyletir, her söylenen geçmişte kalır..
Her salise şartlar değişir, değişmeyen tek gerçek vardır..

Aldatılmış olmak bir son değildir, madem "şeyler" akisleriyle mevcud, sen sahtesini görmekle gerçeğe ikna olursun..

Dön,
Tek gerçeğe

Evet, her tefekkür yeni şeyler söyletir ve her söylenen geçmişte kalır.
Her salise şartlar değişir, değişmeyene dön..

"Rabbimin sözleri için denizler mürekkep olsa ve bir o kadar mürekkep ilâve etseydik dahi rabbimin sözleri bitmeden önce mutlaka deniz tükenirdi. " - Kehf Suresi 109

"Eğer yeryüzündeki ağaçların tümü kalem ve deniz de -onun ardından yedi deniz daha eklenerek- (mürekkep) olsa, yine de Allah'ın kelimeleri (yazmakla) tükenmez. Şüphesiz Allah, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir. " - Lokman 27

25.2.09

İnsaf

Kendi nefsine zalimsin, evladına da acımazsın..
Zulüm tabiatın olmuş. Yemek yemen, uyuman, eğlenmen tam bir dehşet..
Hiçbir şeyin sahibi değilsin, kendini kandırma..

Başkalarının ızdırabı neşen olmuş, belki farkında olsan yapmazsın, farkında olamaman cahillik,
ve zaten cahilliğinden kaynaklanıyor tüm cesaretin.

Bebeğine aldığın o bembeyaz pahalı minik paltoyu 13 yaşında, günde 16 saat çalışmak zorunda olan ve dikiş tezgahının yanındaki tabureye benzer yatakta uyuyup uyanan taylandlı kız dikerken tek düşündüğü.. hımm.. hiçbir şey..
çünkü artık düşünemiyor.. 2 yıldır..

Uzak ve Derin

Hepimiz aynı yaştayız.
Vücudumuzda her element birbiriyle yaşıt. Bilmem kaç milyon yıllık (ya da yedibin küsür yıllık) akranına yapışık amino asitleriz ceset olarak..

Aynı nefesten ruhlanarak hayat bulmuşuz.

Geldiğimiz yerde olmadığımız kesin, evrenin üzerinde bir noktaya bir daha uğramadığımız da bir gerçek. Hiçbir saniye aynı yerde değilsek mekansız sayılabilir miyiz?

Sürekli genişlese de, hiç ulaşamayacak olsak da sınırlarımız var.

Yine de herhangi bir şeye aynı uzaklıktayız.

Herşey fazlasıyla uzak ve fazlasıyla derin. Kaybolmamak ve boğulmamak mümkün değilken,

ya hepimiz kaybolduk ya da boğulmamızı engelleyen bir şey var.

Herşey çok saçma ya da mantıklı bir açıklamaya ihtiyacımız yok..

Kendimizi fazlasıyla önemsiyoruz...

Bunu çok abartıyoruz.

Bir su damlasının içinde küstahlık yapıyoruz..