25.4.17

15 Temmuz 2016

Eve varmak üzere ara yola saptığımda gecenin karanlığına ek olarak caddenin ışıklarının da söndürülmüş olduğunu farkettim. Tam da ilçe emniyet binasının önünden geçiyordum ki yanımdan hızla bir TOMA geçti, değişik bir koku yayarak... yanımda oturan eşime farkedip farketmediğini sordum, kızlarım arka koltukta çoktan uyumuşlardı. 5 dakika sonra evdeydik. Ellerimde çantalar torbalar, kendimi zor attım içeri, hızla kızları da yatırıp tuvalete girdim. Cep telefonuma gelen bildirimi gördüm. "Boğaz köprüsü askerler tarafından kapatıldı", "şehrin semalarında F-16'lar uçuyor". Tuvaletten aceleyle çıkarken dilimin bedduaya alışık olmamasına rağmen bir "Allah kahretsin!" Savurduğumu net hatırlıyorum.

Eşim telaşla ne olduğunu sorarken ben elimde kumanda tv yayınlarını taramaya başlamıştım. En ufak bir korku ya da tedirginlik hissetmedim. Polis olan bir arkadaşıma mesaj attım "ne oluyor güzel ülkemde?" Bana verdiği sesli mesajı hala saklarım: "reis var reis, sıkıntı yok, reis var".

Darbe oluyordu, şaka gibi... gözümle görüyordum, fakat inanamıyordum. Aklıma müdahale etmek bile gelmiyordu, sadece seyrediyordum. TRT'deki anonsu duyana kadar bu çılgınlığın kan dökülmeden sona ereceğine inancım tamdı. Fatihteki emniyet binasında o eski polis müdürünü tankın içinde kıstırılmış görünce işin cemaat işi olduğunu anladım.  Yani Amerikan darbesi! Demek ki iş ciddiydi. Hanıma evde yiyecek olup olmadığını sordum. Açık konuşayım, evde kırıntı yoktu,  mezar cebimde de 30Tl para... Derhal dışarı çıktım, makarna, un, yumurta, ekmek, 25 TL gitti. Bakkal benimle alay etti, "bu kadar mı korktun!" diyor. Korkmayan adamın aklı yok hemşerim! Çoluk çocuğu aç bırakacak değiliz, yarın ne olacağı belli değil. Başka mal varlığım da yok, arabam hariç, bu 25 liralık torba mirasım olsun :)

Hanıma torbayı bırakıp aşağı indim, ana caddeye yürümeye başladım. Hala ciddiyetten uzak olduğumu komşumu görünce anladım. Gülerek selam veriyordum ki adamın kırmızı gözlerini görünce gülümsemem mahcubiyete dönüştü. Dedi ki: "görüyor musun Fazıl bey, ben bir de bu herifleri savunuyordum, müslüman adamlar diyordum, Allah belalarını versin" verecek abi dedim, bu kadar ettiği beddua boşlukta asılı kalmayacaktı tabii, dönecek vuracak kendisini, her ocağına ateş düşecek hakikaten. O sırada diğer komşumu gördüm arabasını çıkarmaya çalışıyor, abi dedim araçla ilerleyemezsin. Başka türlü de ilerleyemem ki dedi, topal bacağını göstererek, pot kırmıştım utandım yine.

Emniyetin oraya gittim, arkadaşlar da sahile inmişlerdi. Tam oraya gidecektim kaymakamlığın önünde toplanıyoruz dediler. Bu sefer caddede durup insanları oraya yönlendirmeye başladık iki kişi. Derken kaymakamlığın önünden ateş açıldı, makineli sesiydi, bir kaç tabanca da ona eşlik ediyordu. İnsanlar dağılacaklar zannettim, fakat tam tersi millet silah sesine doğru koşmaya başladı. Millet cesurdu kardeşim, vallahi billahi kimse geri adım atmadı, kadın erkek... o sıra tanıdıklara da rastladım, telefonla da sürekli haberleşiyorduk. Bazıları tuzlaya gittiler, beni alacak olan arkadaş köprüye geçmiş. Bazıları iskeleye gittiler biz karakol önünde kaldık, nöbette... ardından eve geçtim evdeki ısrara dayanamayıp, ne de olsa ev yakın, atlar gideriz her yere diyerek. Sonrası malum... darbe bitti demokrasi nöbetleri başladı. Kızlarımı gezdirip anlattım, 80 darbesini çok hatırlamıyordum, unutmuştum, ama kızlarıma anı olsun istedim, unutmasınlar diye geceleri korna çalarak gezdirdim. Tek tek anlattım, darbe nedir, kim yapar, nasıl başedilir, nasıl destan yazıp vatan kurtarılır.

Her sene de hatırlatmaya devam edeceğiz.

Ertesi gün en büyük pişmanlığım köprüye gitmemek olmuştu. Beni arayanlara aman emanet almayın, aldıysanız geri bırakın diyordum. Bunun isabetli olduğunu gördüm. Fakat evde hazır olmak lazımmış bunu da anladım.

Şükür namazı kıldım, bol bol dua ettim. Hala da ediyoruz. O gece hayatımın en anlamlı gecesiydi. Kabe'yi ilk kez gördüğüm gece aklıma geldi. 250 şehit, 3000 gazi var, ikisi de bana. nasip olmadı. Mezar taşlarını koyun ölümü de oyun sananlardan değilim ama o gece çok büyük bir fırsat kaçtı kendi adıma, bu gerçek.

Hiç yorum yok: